|
BERTOLUCCI 68'E BAKIYOR (DÜŞLER, TUTKULAR & SUÇLAR / The Dreamers)
Fazla film çekmeyen ama çektiği her filmle tartışmalar yaratan İtalyan yönetmen Bernardo Bertolucci, “Düşler, Tutkular ve Suçlar"da ‘Fransa 68’ine bakıyor. Film, Fransa'ya karşı özel bir ilgisi olan yönetmenin "Paris'te Son Tango"dan sonra bu ülkeye yeni bir özel ilgisi aynı zamanda. Film, Sinema-Tarih Buluşması'nda gösterildikten ve vizyona gireceği gündeme geldikten sonra '68 filmi olarak tartışılsa da tam olarak öyle olduğu söylenemez. Bertolucci daha çok '68 gençliğinin 'sınırları'nı görmek ve bugünün gençlerine göstermek istiyor. Film ismini de bu sınırlardan alıyor. Düşler, Tutkular, Suçlar '68'in değerlerini tarif etmede ve dönemin geçliğinin cinsellikten, politik alana kadar zorladıkları sınırların ipuçlarını vermekte. Sinemaya özel ilgileri olan Isabelle ve erkek kardeşi Theo, Amerika'dan okumak için Fransa'ya gelen ve kimi muhafazakâr tutumlar sergileyen Matthew'u aralarında dahil ettiklerinde '68 baharı henüz patlak vermiştir. Sinema Tek'in baskı altına alınması, aralarında kahramanlarımızın da bulunduğu sinemaseverleri harekete geçirir ve Matthew, Fransa gerçeğiyle karşı karşıya kalır. Film bir bakıma üç bölüm halinde de okunabilir. Düşler, Tutkular ve Suçlar... Film, temel olarak üç gencin, birbirlerinin hayatlarını ve cinselliklerini test ettikleri bir hikâyeyi anlatıyor. Kendilerini bir eve kapatan ve birbirleriyle sinemaya dayalı oyunlar oynayan, soruların cevaplarını bilemeyenlerin sınırlarını zorlayacak cezalara mahkûm edildiği filmin düş bölümünü bu dönem oluşturuyor. '68 baharının evden içeriye girmediği, birbirlerini tanımaya yönelik bir dünyanın kurulduğu bu yapı; üç genç için gerçek dünyanın ötesinde düşlerle dolu bir anlam ifade ediyor. Bertoluci, sinemanın hayal dünyasıyla, gençlerin yaşamları arasında kurduğu paralelliği tutku aşamasında parçalıyor. Bu bölümde Isabelle ve Matthew arasındaki tutkuya dayalı cinselliğin, üçlü arasındaki gerilimleri ve çatışmaları körüklediğini söyleyebiliriz. Dünyanın hali ve politik gelişmeler üzerine 'havada asılı sohbetler'in esrar âlemlerinin evin içine iyice hapsettiği gençler, salonun ortasına kurulu çadırda 'derin uyku'ya dalmak üzereyken suçlarla tanışma olanağı yakalıyorlar. Filmin final sahnesi, Fransız ve Amerikan tarzının ayrışma noktalarını ve çelişkilerinin derinleştiği alanları da anlatıyor bir bakıma. İçe dönek bir sürecin, düşlerle ve tutkularla kurulu bir dünyanın sınırlarına gelen gençler açısından 'sokaklara' sloganı bir anlamda 'gerçek dünyaya' dönüşü de ifade ediyor. Bertolucci, gençleri tam da her şeyi tükettikleri ve tükendikleri noktada bir sarsıntıyla kendilerine getiriyor ve sokaklara çağırıyor. "Düşler, Tutkular ve Suçlar", '68 üzerine büyük sözler, çatışmalar, afili diyaloglar bekleyenleri hayal kırıklığına uğratabilir. Bir '68 filmi olmadığı kesin, ama '68 gençliğine dair bir film olduğu su götürmez. Filmin renklerin ve mekânların kullanılmasındaki ustalık da dikkat çekiyor. Sinema tarihinin birçok önemli filmine ve sinemacısına yapılan ustaca göndermeler de cabası.
(Evrensel gazetesinin 26 Mart 2004 tarihli sayısında yayınlanmıştır.)
|