|
SANSÜRDEN ASLA KURTULAMAYACAĞIZ!
Bu topraklar, bu ülke beni besledi, büyüttü, ekmek verdi, düşüncelerimi açıklama olanağı sağladı. Sevmemek olası mı? Fakat yaşamım boyunca sürekli sansürle karşılaşmak ve bunun da müthiş bir toplumsal ikiyüzlülükle paralel yürüdüğünü görmek artık usandırdı, yıldırdı. 2010 yılında, AB kıstasları falan diyerek oyalandığımız bir zamanda, tepemize öyle bir kurum yerleştirilmiş ki, tam bir imparatorluk! Dünyanın sayılı sansür kurumlarından RTÜK! Benim paramla benim ne izleyeceğime karar veriyor! Bu konuyu daha önce yazdığım için geçiyorum. Yalnız, RTÜK’e hizmet eden ‘Sayın Muhbir Vatandaş’lara da yazıklar olsun diyorum. Kendi izlemeyecekleri filmi başkalarının da izlememesi gerektiği gibi faşizan bir düşünce yapısıyla RTÜK’e ihbarda bulunanlarla aynı ülke vatandaşı olmaktan utanıyorum! Diğer konu ise, yazmanın ve/veya tartışmanın çok gerilerde kalmış olması gereken ve yasal çerçevesi, “SİNEMA FİLMLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE SINIFLANDIRILMASI İLE DESTEKLENMESİ HAKKINDA KANUN” la çizilmiş olan sansür! Evet, sansür! Çünkü yasal olarak reşit olan vatandaşlara da, gerektiğinde, film yasaklayan ve kesen maddeler içeriyor: “Değerlendirme ve sınıflandırma sonucunda uygun bulunmayan filmler, ticarî dolaşıma ve gösterime sunulamaz. Değerlendirme ve sınıflandırma sonrası uygun bulunan veya istenilen gerekli düzeltmeleri yapılan filmler …” şeklinde devam eden maddesi, çok açık. Ölçü şu: “(…)insan onurunun, kamu düzeninin, genel ahlakın, çocukların ve gençlerin ruh sağlığının korunması amacıyla; şiddet, pornografi ve insan onuruyla bağdaşmayan görüntü ve etkiler içeren filmler(…)” Oysa sınıflandırma tam da bu nedenle var. Hangi filmi, hangi yaş gruplarının izleyeceğini belirlemek ve sıkı biçimde denetlemek! Fakat devreye bir de kesilme ve yasaklama girince, yani yasada bu açık biçimde yer aldığında alt ve üst kurullarda yer alan üyelerin ‘kendi bakış açıları ve meşreplerine göre’ yasaklamalar başlıyor ki, kapsam çok genişleyebiliyor. Bazı filmleri, ‘çocukların ve gençlerin ruh sağlıklarının korunması amacıyla’ büyüklere de yasaklamanın mantığı nedir? Ve şu ‘genel ahlak’ nedir? Sınırları belli midir? Tanımı net olarak yapılamayan kavramlar yasada yer almalı mıdır? Geçelim güncel örneklere: “Antichrist – Deccal”daki birkaç plan, ithalatçı şirket tarafından sansür kurullarının uzun bürokrasisi ile uğraşmamak için, oto sansür uygulanarak kesildi. Yıldırmanın hazin sonucu! DVD filmlerde de, düşünün, mağazadan parasını vererek aldığınız ‘size özel’ ürünlerden iki tanesi tamamen yasaklandı. Her ikisi de cinsel içeriği nedeniyle yasaklanan bu filmlerden “The Book of Revelation”, zaten ‘!f istanbul’ kapsamında, Türkiye Cumhuriyeti sinemaseverlerinden bir kısmı tarafından izlenmişti (İkiyüzlülüğümüz: festivallerde sansür yok; film, vizyona ve DVD’ye gelince sansür var!)! Ne kadar trajik ve ne kadar komik! Diğer film ise “The Lover’s Guide “adlı, sevgililere rehber niteliğinde, farklı bölümlerin olduğu bir belgesel: Hamilelikten korunma yöntemleri, partnerinin vücudunu keşfetme, seks teknikleri… Ne kadar ayıp değil mi? Oysa bizimki gibi leylekler tarafından bacalara bırakılarak çoğalan toplumlarda, istenildiği kadar yasaklansın ‘tunnel’ kullanılarak internetteki porno içerikli sitelere girilmez ve cinsel suçlarda asla çılgınlık zirvesine çıkılmaz… ‘Erotik shop’ların en iyi müşterileri kadınlar değildir, zaten kimse öpüşmez, sevişmez, oral seks yapmaz, eşcinsellik de hastalık(!) olarak kabul edilir. Kendi adıma bu ikiyüzlülüklerden bıktım, sıkıldım. Kim kimi kandırıyor, anlamış değilim. Bilgisayar kullanan herkes zaten tüm filmleri sansürsüz indiriyor, izliyor. Yasaklanan her film bunu teşvik etmekten başka ne işe yarıyor ki? Yetkililere bir çağrıda bulunmanın da anlamsız olduğunu düşünüyorum. Sansürü önce kafalardan silmek gerek! Ancak bu ikiyüzlülükle hiç umudum yok!
Eyvah! Başbakan alkole savaş açıyor! Önce haber: “Sigarayla mücadelesi Dünya Sağlık Örgütü tarafından ödüllendiren Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, alkol yerine meyve önerdi. Erdoğan, sigaranın zararlarını anlatırken, ‘Bu işin sulusu da, kurusu da zarar. Bu alkol nereden elde ediliyor? Meyvelerden filan elde edilmiyor mu bunlar? Üzümden elde etmiyor musun, ediyorsun. Onları ye’ dedi”. Neden eyvah? Çünkü Başbakan’ın sigaraya açtığı savaşta asıl kaybeden sinema sanatı oldu: RTÜK İmparatorluğu, yasa maddesine dayanarak yaşadığımız dünyanın bir gerçeği olan sigarayı sinema evreninden ‘sildi’. Böylece, ‘blurlama tekniği’, oyuncu performanslarının ve filmlerin ‘içine etti’/ediyor! Şimdi, aynı teknikle filmlerden bir de ‘alkol silinirse’, ‘tüy dikecek’!
(sinema.ekolay.net internet sitesinde yayımlanmıştır.) |