 |
|
|
|
Var olamamanın ruhani çekiciliği (İKİ ÇİZGİ / İki Çizgi)
Selim Evci’nin bu ilk yönetmenlik denemesi, Bergman ve Antonioni gibi isimlerin çalışmalarını getiriyor akla. Yabancılaşma sıkıntısı çekilen ilişkilerle ilgili daha önce söylenmiş bütün şeyleri bir süzgeçten geçiren yönetmen, karşımıza temasal olarak farklı şeyler söyleyen bir yapım çıkarıyor. Öyle ki bu, daha çok Türk gençleri arasında kopuk ilişkilerin bir portresi. Evde, erkek karakterin fotoğrafla, kadın karakterin ise müzikle ilgilenmesinin yol açtığı kopuklukları Antonioni’vari açılarla anlatan Evci, filmin ikinci kısmında ise bu iletişimsizliğin sebeplerini ve tedavilerini araştırmak için ruhsal bir yolculuk başlatıyor. Yani aslında ilişkilerde yabancılaşmayı yol filmi formatında resmederken varoluş, çıkışsızlık gibi meseleleri de ele alıyor. Bu doğrultuda çıkılan yolun başlangıcı, sonu veya herhangi bir gerçek coğrafyası olmaması, iki karakter arasındaki dengeleri belirliyor. Zira sorunlara odaklanan bu öznel yolculuk, filmin sonundaki gibi aslında hiç bitmiyor. Böylece de kapitalizmin içinde belli bir süreyi tüketen ilişkilerin halini özetliyor. Basmakalıplıkla gelen yeni şeyler istemek, seks hayatında farklılık aramak, olay mahalini habersiz terketmek gibi meseleleri, iki karakteri de doğanın içinde yabancılaştırarak anlatıyor Evci ikinci kısımda. Bunu yaparken bir taraftan inandırıcı seks sahneleri çekerken, diğer bir taraftan ise kapitalizmin esas film gramerini şehirden doğaya taşımış oluyor. Böylece onların doğanın içinde ‘insancıl bir sorunları’ olduğunu öğreniyoruz. Yani aslında birbiriyle birleşemeyen ‘kapitalizmin sabitlediği iki düz çizgi’ onlar. Yolculuk ise fazlasıyla soyut ve gerçek dışı haliyle bu tanımı devam ettiriyor. Bu sayede de filmin meselesini, minimalist yönetmenlik stili ve metaforik göndermelerle dokumuş oluyor. Yönetmenin sonraki çalışmalarını takip etmekte fayda var deriz...
(sinema.com internet sitesinde yayımlanmıştır.) |
|
|